“SİYASETTE YARIŞ; HİZMETLE, PROJEYLE VE VİZYONLA OLUR”

 

 

Denizli’de katıldığı toplu açılış töreninde bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 24.kez Denizli’de bulunduğunu, açılış töreni ile 975 trilyon lira, tutarındaki 41 kalem yatırım ve hizmetin toplu açılışını resmî olarak gerçekleştirildiğine işaret ederek, bütün bu eserlerin Denizli’ye ve ülkemize hayırlı olması temennisini dile getirdi.

 

21 Mart Dünya Ormancılık Günü vesilesiyle Denizli’de 10 bin ağaçlık “Cumhurbaşkanlığı Hatıra Ormanı”nın oluşturulmasında emeği geçenleri tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çevreden, yeşilden, ağaçtan bahsedenler, gelsinler Denizli’de oluşturduğumuz 10 bin ağaçlık bu ormanı görsünler.  Türkiye’nin dört bir köşesinde toprakla buluşturduğumuz 12 yılda, 3 milyar 250 milyon fidana gidip baksınlar.  Ülkemizin orman varlığının nasıl olup da 900 bin hektar arttığını incelesinler. Vatandaşlarımızın şehir hayatından uzaklaşıp nefes almalarını sağlamak için kurduğumuz şehir ormanlarını, mesire alanlarını ziyaret etsinler. Gelsinler, bu yıl inşallah toprakla buluşturacağımız 250 milyon yeni fidandan birini de onlar sahiplensinler, birini kendi elleriyle toprağa diksinler. Ağacı sevmek böyle olur. Ormanı korumak böyle olur. Boş lafla, kuru gürültüyle çevrecilik yapılmaz. Taksim’de Gezi Parkında 12 ağacın yeri değiştiriliyor diye dünyayı ayağa kaldıranlar, ortalığı yakıp yıkanlar, diktiğimiz 3 milyar 250 milyon fidanı asla görmezler, görmek istemezler. Çünkü onların derdi ağaç değil. Ama bizim böyle bir derdimiz var, işte böyle bir çabamız var” diye konuştu.

 

“MİLLETİMİZİN NE KADAR MESELESİ VARSA HEPSİNİ YAKINDAN TAKİP EDİYORUZ”

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Ülkemizin ve milletimizin ne kadar meselesi varsa hepsini yakından takip ediyor, hükümetimizle, bakanlarımızla, diğer yetkililerimizle istişare halinde bu çalışmaları yürütüyoruz. Küresel ve bölgesel düzeydeki tüm önemli gelişmeler de aynı şekilde yakın takibimiz altında” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, açılışı yapılacak eserler arasında 180 derslikli lise, 112 derslikli ortaokul, 270 derslikli ilkokul, 20 derslikli anaokulu, 416 öğrenci kapasiteli iki pansiyon, iki kapalı spor merkezi, bilim sanat merkezi, rehberlik araştırma merkezi ve uygulama atölyesi olduğunu söyledi. Ayrıca Babadağ’da 250 seyirci kapasiteli bir spor salonu, merkezde bir engelsiz yaşam merkezi, Beyağaç’ta bir sağlık merkezinin tamamlandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, çocukların ve gençlerin daha iyi eğitimli, daha sağlıklı olması için bu yatırımları gerçekleştirdiklerini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TOKİ tarafından kazandırılan Bağırsak Dere’deki 940 konutun, ticaret merkezinin, sosyal donatı alanlarının, Çal’daki 253 konutun da resmî açılışını gerçekleştirdiklerini ifade ederek, ”Ulaştırma alanında, Denizli Acıpayam ayrımı-Kale-Muğla il sınırı arasında 61 kilometrelik bir yol, Aydın-Denizli ayrımı-Buldan Kavşağı 30.5 kilometrelik Denizli şehir geçişi, Denizli Çardak ayrımı, Pamukkale yolu ve Tavas şehir geçişi projeleri tamamlandı” dedi.

“BİR SEVDANIZ VARSA NETİCE ALIRSINIZ”

  1. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Başbakanlığı döneminde kendisiyle de görüşerek, Aydın-Denizli arasında 125 kilometrelik bölünmüş yolun temelini atarak işe başladıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ”O zaman partinin genel başkanıydım. Bayındırlık Bakanımızla geldik, o zaman orada temeli attık, tarih verdik ve o tarihte de 125 kilometrelik Aydın-Denizli bölünmüş yolunu yaptık” dedi. Bunun bir aşk, sevda olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ”Varsa bir sevdanız, netice alırsınız. Varsa aşkınız, Ferhat gibi dağları delersiniz. Biz bunu yaptık, biz bunu başardık” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çok daha iyi şeylerin olacağını belirterek şunları söyledi: ”Durmak yok, yola devam. Denizli’nin, biz gelmeden önce 65 kilometre bölünmüş yolu vardı. Biz geldikten sonra buna 264 kilometre bölünmüş yol ilave ettik. 2003 öncesi yollara 287 trilyon harcanmıştı. 2003-2014 arası ne harcandı biliyor musunuz? 772 trilyon harcandı. Gençlik ve Spor Bakanlığı 345 trilyon harcadı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı 406 trilyon harcadı, Kültür ve Turizm Bakanlığı 60 trilyon harcadı. Bilim ve Teknoloji Bakanlığı 41 trilyon, KOSGEB 30 trilyon, KÖYDES 78 trilyon, Kalkınma Ajansı aynı şekilde. Üniversite yatırımlarına 300 trilyon harcandı. Toplamını aldığımız zaman 8 katrilyon Denizli’ye yatırım yapıldı.”

Orman ve Su İşleri Bakanlığının, 10 adet taşkın koruma projesi, 6 adet sulama kanalı, 4 adet yangınla mücadele tesisi, 8 adet meteoroloji gözlem tesisi, 8 adet bal ormanını bitirdiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca da 4 adet kırsal kalkınma projesine destek sağlandığını, bu yatırım ve hizmetlerin açılışının da bugün gerçekleştirildiğini söyledi.

“DENİZLİ, 7 AYLIK CUMHURBAŞKANLIĞI GÖREVİMDE ZİYARET ETTİĞİM 14’ÜNCÜ İL”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Denizli Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın hizmete sunduğu bazı çalışmaları da anlattı ve tarihi bir okulun Denizli Büyükşehir Belediyesine devrinin gerçekleşeceğini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Burası Denizli Büyükşehir Belediyesi’ne gerçekten yakışmıyor. Denizli Büyükşehir Belediyesi’ne böyle bir tarihi eserle yakışanını yapmak, hizmeti artırmak, en önemli adımlardan inşallah bir tanesi olacak. Temenni ederim ki bir dahaki Denizli ziyaretimizi inşallah o tarihi belediye binamızı ziyaret ederek gerçekleştiririz” diye konuştu. Açılışı yapılan tüm eserlerin hayırlı olması temennisini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, emeği geçenlere de teşekkür etti.

Doğrudan halkın oylarıyla seçilmiş Cumhurbaşkanı olarak bu görevi devralışının üzerinden 7 ay geçtiğini anımsatan Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı için teklif edildiğinde, görevi aldığında farklı bir cumhurbaşkanı olacağını, sürekli milletin içinde, çalışan, koşan, terleyen bir Cumhurbaşkanı olacağını söylediğini hatırlattı. Bu taahhütle milletten destek istediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Denizli’nin, 7 ayda ziyaret ettiği 14’üncü il olduğunu, bunun ayda 2 ili ziyaret ettiği anlamına geldiğini ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, resmî ziyaretler için pek çok yurtdışı seyahati yaptığını, dün de Ukrayna’da olduğunu dile getirerek, ziyarette Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey toplantısını gerçekleştirdiklerini, yurtdışından gelen pek çok devlet ve hükümet başkanıyla bir araya geldiğini, pek çok yabancı heyeti kabul ettiğini anlattı.

“MİLLETİMİZ, ÜLKEMİZ, KARDEŞLERİMİZ İÇİN YAPTIĞIMIZ ÇALIŞMALAR BİZİ YORMUYOR”

Ankara ve İstanbul’da pek çok programa katıldığını da belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda yani sizin evinizde, milletin evinde muhtarlarımızla hemen hemen her hafta bir araya geliyorum. İnşallah Cumhurbaşkanı Külliyesi, bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçimine kadar 50 bin muhtarla buluşacak ve orada bir araya geleceğiz. Bu ne demek biliyor musunuz? Hiçbir parti, partili ayrımı yapmaksızın tüm muhtarları buraya davet ediyoruz, onlarla hasbihal ediyoruz, varsa herhangi talepleri onları da kayda geçiyoruz” ifadelerini kullandı.

Esnaflarla bir araya geldiklerini, milletin her kesimini davet ederek onlarla buluştuklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizin ve milletimizin ne kadar meselesi varsa hepsini yakından takip ediyor, hükümetimizle, bakanlarımızla, diğer yetkililerimizle istişare halinde bu çalışmaları yürütüyoruz. Küresel ve bölgesel düzeydeki tüm önemli gelişmeler de aynı şekilde yakın takibimiz altında. Kardeşlerim, ‘Aşkınan çalışan yorulmaz’ Neşet Usta böyle diyor. Milletimiz için, ülkemiz için, kardeşlerimiz için yaptığımız çalışmalar bizi yormuyor. Uzun ince bir yoldayız, gidiyoruz gündüz gece. Daha çok çalışacağız, daha çok gayret göstereceğiz. Hamdolsun bugüne kadar bu gayretlerin neticelerini de aldık ama kat etmemiz gereken daha çok mesafe var” dedi.

“MÜCADELE ETMEK İSTİYORSANIZ, KARŞINIZDA DURABİLECEK HİÇBİR ENGEL YOKTUR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyadaki gelişmeler sebebiyle bugünkü şartların dünden daha zor olduğunu bildiklerini ifade ederek, “Çevremizde yaşanan kimi hadiselerin bazılarını karamsarlığa sürüklediğini, ümitsizliğe sevk ettiğini görüyoruz. Bakınız Denizli Müftüsü merhum Ahmet Hulusi Efendi, düşman İzmir’i işgal ettiğinde halkın karşısına çıkıp ne diyor biliyor musunuz: ‘Silahımız olmayabilir, topsuz tüfeksiz de olsak sapan taşlarıyla düşmanın karşısına çıkacağız’ Evet, siz mücadele etmek istiyorsanız, çalışmak istiyorsanız karşınızda durabilecek hiçbir engel, sizi bundan alıkoyabilecek hiçbir bahane yoktur. İmandır o cevher ki ilahi ne büyüktür, imansız olan yürek sinede yüktür. Biz, şartlar ne olursa olsun, bölgemizde ve dünyada hedeflediğimiz barış, huzur ve refah iklimini tesis etmek için çalışmaya devam edeceğiz. Ahmet Hulusi Efendi’nin İzmir’in işgalinden hemen sonra söylediği bu sözlerden sadece 3,5 yıl sonra şanlı ordularımız İzmir’i yeniden vatan topraklarına kattı. İnanç, azim, kararlılık, cesaret işte böyle bir şey” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eğer Çanakkale önlerine gelen düşman ordularının büyüklüğüne, azametine bakıp da onların kibrine, gururuna bakıp da ‘Biz bu savaşı kazanamayız’ deseydik, bugün halimiz ne olurdu? Düşünmek bile istemiyorum” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü: “Deposundaki son mayına, son top mermisine, silahındaki son kurşuna kadar mücadele ettiler. Bunların yetmediği yerde süngüsünü taktı, onunla devam etti. Onun da kafi gelmediği yerde eliyle, koluyla, gövdesiyle savaşmayı sürdürdü. Sonuçta milletimizin 200 yıllık makus talihi Çanakkale’de kırıldı ve kuruldu. Önümüzde yepyeni bir dönem açıldı. Bu vesileyle Balkan Harbi’nde, Çanakkale’de Birinci Dünya Savaşı’nın diğer cephelerinde, Kurtuluş Savaşı’nda şehit olan, gazi olan tüm Denizlili kardeşlerimi rahmetle minnetle yad ediyorum. Allah onlardan razı olsun, mekanlarını cennet eylesin. Biz bugün bu ülkede özgürce yaşıyorsak, şanlı bayrağımızı gururla dalgalandırıyorsak, bunu önce Allah’ın yardımına, sonra da onların fedakârlığına borçluyuz. Çalışmadan, mücadele etmeden sonuç alınmaz, zafer elde edilemez. Düşünün, iptidai dokuma tezgahlarıyla çıktığı yolda ülkemizin en önemli tekstil merkezlerinden biri haline gelerek yoluna devam eden Denizli, bunu çok iyi bilir. Ticarette, turizmde, tüm ülkeye örnek olacak başarılar ortaya koyan Denizli bunu çok iyi bilir. Kendi ülkesine ve milletine güveni olmayanlar, ancak felaket tellallığı yaparlar. Şunu unutmayın, korkaklar, zafer anıtı dikemez.”

“TÜRKİYE’NİN ÇÖZÜLEMEYECEK HİÇBİR MESELESİ YOK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin çözülemeyecek hiçbir meselesinin bulunmadığını belirterek, “Yeter ki bize Çanakkale’yi, Kut’ül Ammare’yi, Kurtuluş Savaşı’nı kazandıran o ruha sıkı sıkıya sahip çıkalım. Biz, 2002’de ülke yönetimini devraldığımızda 12 yıl sonra Türkiye her şeyiyle 3 kat büyüyecek desek kim inanırdı?” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, inançla, azimle çalışmaya başladıklarını ve adım adım tüm engelleri aştıklarını, projeleri hayata geçirdiklerini, neticelendirdiklerini ve bugün bu noktaya geldiklerini anlattı.

Türkiye’yi 2023 yılında dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri yapacaklarına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Şu anda 17’nci sıradayız. Buna da inanmıyorlar. Yakın çevremizdeki özellikle çatışmaları, küresel finans krizinin etkilerini, ekonomimizdeki küçük dalgalanmaları öne sürüp, felaket tellallığı yapıyorlar. Sizin güzel ifadeleriniz var: Arkideş, memleketin hayrına yaptığınız tek bir şey yok. Bari milletin önünde dilenmeyin. Çekilin milletin önünden. Zaten buncacık cürmünüz var, onu da böyle yere harcamayın. Yoksa şu Denizlili kardeşlerim size bir ‘beni bak’ diyecek, ondan sonra iflah da olmayacaksınız” dedi.

“MUHALEFETİN SEÇİMLERE YÖNELİK BİR PROJESİ YOK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, millet yanlarında oldukça çok daha iyi günlerin geleceğinin altını çizerek, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Seçimlere kalmış şurada 2,5 ay. Ortada ne bir projeleri var ne bir gayretleri var ne bir çabaları var. Varsa yoksa, ‘Cumhurbaşkanı şunu dedi, hükümet bunu yaptı’. Tamam da siz ne diyorsunuz? Siz ne yapacaksınız? Hele onu bir söyleyin. İş oraya gelince, işi hemen o meşhur Denizli türküsüne çeviriyorlar. ‘Asmam yıkıldı, suyu sıkıldı. Bugün goca gızı görmedim canım sıkıldı. Amanın canım sıkıldı. Rahmetli Özay Gönlüm bunları görse, bu türküyü şöyle söylerdi: ‘Gündem yıkıldı, muhalefet sıkıldı. Bugün cumhurbaşkanını görmediler, canları sıkıldı. Amanın canları sıkıldı’. Siz benim ne dediğimle uğraşacağınıza, siz millete ne diyeceksiniz, onu söyleyin bir hele. Denizli’ye ne yatırım yapacaksınız, onu söyleyin. Denizli’nin hangi meselesine, nasıl bir çözüm bulacaksınız onu söyleyin. Muhalefete bunlar sorulduğunda, verdikleri cevap enteresan. Ne diyorlar biliyor musunuz? ‘Hele bir bunlar gitsin, gerisi kolay.’ Hep bu. Proje bu, gerisi yok zaten. Gerisi hakaret, iftira, yalan dolan.”

Milletin de bunu çok iyi bildiği için onlara itibar etmediğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ama ben üzülüyorum. Ülkem adına üzülüyorum, milletim adına üzülüyorum. Türkiye bu kadarını hak etmiyor” şeklindeki görüşünü paylaştı.

“BİZE ‘ÇANKAYA YOKUŞUNU ÇIKAMAZ, NEFESİ KESİLİR’ DİYENLERİN, KENDİ NEFESLERİ ÇABUK KESİLDİ”

Denizli’ye geldiğini de dillerine dolayacaklarını, onun da lafını edeceklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biliyorsunuz bir muhalefet partisi genel başkanı, bir ara ne dedi biliyor musunuz? ‘Cumhurbaşkanı nereye giderse ben de oraya gideceğim.’ Hatta bir yere de gitmiştim. Ben onun üzerine yedi ile daha gittim ama dönüp bakıyorum arkamda o şehirlerimize gelip giden yok” ifadelerine yer verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bize ‘Çankaya yokuşunu çıkamaz, nefesi kesilir’ diyenlerin, kendi nefesleri çabuk kesildi anlaşılan. Herhalde bunların motorları su kaynattı, su. Biz ülkemizi boydan boya, her yere kolaylıkla gidebilsinler diye bölünmüş yollarla, hızlı tren hatlarıyla, hava limanlarıyla donattık, gene gidemiyorlar” diye konuştu.

Göreve geldiklerinde Türkiye’de 6 bin 100 kilometre bölünmüş yol bulunduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendilerinin 12 yılda 17 bin 500 kilometre bölünmüş yol yaptığını vurguladı. Erdoğan, eski Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım’ın büyük bir gayretle, ekibiyle bu yolları yaptığını dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 26 olan havalimanı sayısını da 52’ye çıkardıklarını ifade ederek, “Aynı şekilde hızlı tren, bizimle, Türkiye’de milletimizle buluştu. Bizden önce var mıydı böyle bir hızlı tren? Yok. Bütün bunlar bir ufuk meselesidir, ufkunuz varsa bunu yaparsınız, bir heyecanınız varsa bunu yaparsınız. Bu noktada akıl gerek, bilgi gerek, tecrübe gerek, aşk gerek, aşk” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bundan sonra bir başka muhalefet partisinin milletvekilleri de ne dediler, ne dediler? ‘Marmaray’ı kullanmayacağız’ dediler. Kullanırsın, kullanmazsın. Biz bunu milletimiz için yaptık. Ama biz bunu yaparken, neyi düşündük biliyor musunuz? Benim ecdadım Fatih, gemileri karadan yürüttü. Biz onun torunlarıyız, öyleyse bir şeyler yapmamız lazım. Onların hazırladıkları proje hayata geçmemişti. Biz de denizin altından Avrupa’yı Asya’ya, Asya’yı Avrupa’ya bağladık. Bitmedi, dedik ki denizin altından bir şey daha yapalım, nedir, oradan da otomobiller geçsin” dedi.

TÜRKİYE’YE YAPILAN YATIRIMLAR

Avrasya Tüneli’nin yapıldığını, gelecek yıl onu da açacaklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki köprü ihtiyaca cevap vermediğinden Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün temelini attıklarını, inşaatın hızla devam ettiğini belirtti.

Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun riyasetinde denizin altından bir tünel daha yapıldığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Geçenlerde biliyorsunuz, projenin tanıtımını Sayın Başbakan ekibiyle beraber yaptılar. İnşallah onun da temeli yakın zamanda atılacak ve böylece boğazın üzerinde üç, denizin altından üç olmak üzere bir ulaşım ağı kurulmuş olacak. Biz buyuz. İnşallah daha iyisi olacak” dedi.

Ticarette ve siyasette rekabet olursa kalitenin de olacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Siyasette yarış da hizmetle olur, projeyle olur, vizyonla olur” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 7 Haziran seçimlerinin gündeminin yeni Türkiye ve başkanlık sistemini de içeren yeni anayasa olduğunu ifade etti.  Türkiye’nin buna ihtiyacı olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Biz 2023 dedik her alanda, hedeflerimizi ortaya koyduk. Bu hedeflere ulaşmak için projelerimizi geliştirdik. Bunları milletimizle, sizinle paylaştık. Bununla yetinmedik Türkiye’nin daha büyük bir vizyona ihtiyacı var diyerek, çocuklarımız için torunlarımız için 2053 dedik, 2071 vizyonlarını gündeme getirdik.  Ben cumhurbaşkanı olarak 7 Haziran’da seçime girmiyorum ama Türkiye için, milletim için, 7 Haziran için de hedeflerimi ifade ediyor, projelerimi kamuoyu ile paylaşıyorum. Benim anlayışıma göre ülkeye hizmet böyle yapılır. Biz tribünde seyirci olamayız. Bizim sorumluluğumuz var, boş duranı, boş oturanı Allah sevmez, benim milletim de sevmez. Biz dertliyiz, bizim milletimize sözümüz var, ahdimiz var, biz çalışıyoruz, çalışacağız, milletimize hizmet etmeye devam edeceğiz.  7 Haziran seçimlerinin gündemi yeni Türkiye olmalıdır, yeni Türkiye olacaktır. Yeni Türkiye’nin inşası için de yeni anayasaya ve başkanlık sistemine ihtiyacımız var. Anayasa konusu benim çok uzun zamandır üzerinde durduğum, hayata geçirmek için teşebbüslerde bulunduğum bir meseledir.”

“2011 SEÇİMLERİNDE MİLLETE YENİ ANAYASA SÖZÜ VERDİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2011 seçimlerinde millete yeni anayasa sözü verdiklerini ve ardından TBMM’de komisyon kurduklarını anımsatarak, yeni anayasanın ortak bir şekilde hazırlanması için 4 partiden komisyon oluşturduklarını ancak Ana muhalefetin bu çalışmada “ipe un serdiğini” söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi yeni bir seçimin arifesinde Türkiye yine bu ihtiyacı konuşuyor, bu ihtiyacı hissediyor. Benim milletime teklifim gayet açık, ben şu parti, bu parti için demiyorum gelin 400 milletvekili verin, bu dönem, bu işi parlamento bitirsin diyorum. Görüldüğü gibi bu mesele başka türlü hallolmayacak. Yeni anayasa konusunda zaten her partinin hazırlığı mevcut. Üniversitelerimizden meslek kuruluşlarımıza, sivil toplum örgütlerimize kadar toplumun her kesiminin bu konuda ciddi bir birikimi oluştu. Dolayısıyla bu meseleyi çok süratli bir şekilde çözüme kavuşturacak altyapıya sahibiz. Şimdi sadece Meclis’te bu işi kararlılıkla hayata geçirecek bir çoğunluğa ihtiyaç var. Nedir o? 400 milletvekili. 7 Haziran’da bu mesele de çözüldü mü Türkiye yeni anayasasına kavuşacak demektir. Yeni anayasa ile birlikte başkanlık sisteminin de gündeme gelmesi gerekiyor. Mevcut sistem, eski Türkiye’ye göre kurulmuş. Eski Türkiye’nin ihtiyaçlarına göre tasarlanmış bir sistem. Bugünkü Türkiye demokrasiden ekonomiye kadar her alanda çok farklı bir yere geldi. Artık bu gömlek, bu bedene dar geliyor. Bedeni küçültemeyeceğimize göre ne yapacağız, gömleği yenileyeceğiz. Darbelerle, muhtıralarla, vesayet rejimleriyle iyice hırpalanmış, iyice yıpranmış olan artık Türkiye’nin ihtiyacını karşılayamayan bu sistemi bir kenara bırakıp yeni bir sisteme, başkanlık sistemine geçmeliyiz. Ben büyükşehir belediye başkanıyken bile başkanlık sistemi deyince birilerinin tüyleri diken diken oluyordu. Bugün de öyle. Hemen başlıyorlar ‘diktatörlük’ demeye, ‘tek adamlık’ demeye, ‘padişahlık’ demeye. Ya siz hangi devirde yaşıyorsunuz? Bu ülkede diktatörlüğe benim milletim müsaade eder mi? Darbecilere geçit vermemiş, vesayet rejimlerini yerle yeksan etmiş bu millet diktatörlük heveslilerine eyvallah mı diyecek? Bizde tek adamlık olmaz, onu geçmişte Ana muhalefetin öncüleri yaptılar. O, ‘Milli Şef’ olarak onların kültüründe var. Biz her işimizi istişare ile yürütürüz. Aslında onların derdi başka, başkanlık sisteminden diktatörlük çıkmayacağını onlar da gayet iyi biliyor. Amerika’da, Meksika’da, Brezilya’da, Fransa’da diktatörlük mü var? Bunların derdi, korkusu bu. Onların endişesi, başkanlık sisteminin doğrudan milletin iradesine dayalı yapısıyla vesayete, koalisyona, azınlığın çoğunluğa tahakkümüne izin vermiyor olmasıdır. Şu anda çünkü onu yapıyorlar işte Meclis’te gördünüz, haftalardır azınlık çoğunluk olan iktidara tahakküm etmek istiyor. Yeri geldi kavga ettiler ve yasa çıkarması gereken Meclis, kavga çıkardı, kavga, bunu yaptılar. Çünkü onlar mevcut sistemin bu zaafları içinde hayat buluyorlar. Kendilerine orada bir gelecek görüyorlar. Güçlü bir başkanın, bakınız altını çizerek söylüyorum, güçlü bir Meclisin olduğu yerde bugün yaptıkları gibi sistem kilitlenmeyecek. Bunu çok iyi biliyorlar. Onun için meseleyi çarpıtıyor, ipe un seriyorlar” diye konuştu.

“BAŞKANLIK SİSTEMİ BİZİM TARİHİMİZE, KÜLTÜRÜMÜZE ASLA YABANCI DEĞİL”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin başkanlık sistemini başka ülkeden almak yerine kendi ihtiyaçlarına göre oluşturabileceğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “Şimdi de birileri çıkmış, ‘Türkiye’ye has başkanlık sistemi olmaz’ diye tutturmuşlar. Niye olmasın? Bu millet kendine has bir yönetim modeli oluşturamaz mı? Soruyorum biz kendi kültürümüzle güçlendirilmiş bir başkanlık sistemini oluşturamaz mıyız? Bu milletin ferasetine, kabiliyetine güveniniz o kadar mı az? Başkanlık sistemi bizim tarihimize, kültürümüze asla yabancı değil. Esasen dünyada doğrudan model alınabilecek bir başkanlık sistemi uygulaması da yok. Her ülkede farklı. Herkes bu sistemi kendi ihtiyaçlarına, geleneğine, kültürüne uygun şekilde uyarlayarak alıyor, hayata geçiriyor. Bizim de yapmamız gereken budur. ABD’deki veya bir başka ülkedeki başkanlık sistemi uygulamasını niye aynen kopyalayalım? Oradan da alacaklarımız olabilir, diğerlerinden de alacaklarımız olabilir. Fransa’daki yarı başkanlık veya diğer ülkelerdeki benzer uygulamalardan herhangi birini niye olduğu gibi tercüme edip kullanalım? Geçmişte bu hazırcılık, bu tercüme ile kanun çıkarma, sistem kurma işini defalarca yaptık ve sancılarını da uzun süre çektik. Halen çekiyoruz. İşte Medeni Kanun’u İsviçre’den tercüme yoluyla alıp uygulamaya kalktık. Ceza kanununu, ceza hukukunu Roma’dan almışız aynen uygulamaya koymuşuz. Açık konuşmak lazım bizim milletimiz uzun süre medeni kanuna göre değil kendi örfüne, kendi kültürüne, kendi anneannesine göre günlük hayatını yürüttü, bu kanunu zamanla değiştire değiştire bir parça kendimize uydurabildik. Halbuki en başından kendi şartlarımıza uygun bir kanun yapsaydık bu sancıların çoğunu çekmeyecektik. Diğer pek çok konuda da aynı sorunu yaşamışız. Müslümana aynı delikten iki defa ısırılmak yakışmaz. Aynı sistemi maalesef bir daha aynı şekilde almaya gerek yok. Başkanlık sistemi  konusunda şimdi soruyorum aynı yanlışı bir daha yapalım mı? Mecburiyetimiz mi var? Öyleyse bu tür kompleks ürünü, kendine güvensizlik ürünü tartışmaları bir kenara bırakıp asıl işimize odaklanmalıyız.”

21 MART NEVRUZ BAYRAMI

Konuşmasında, baharın ve ümidin müjdecisi Nevruz Bayramı’nın kutlandığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Nevruzun ülkemizdeki tüm vatandaşlarımız, bölgemizdeki tüm kardeşlerimiz için huzurun, barışın, uhuvvetin vesilesi olmasını Rabbimden niyaz ediyorum. Nevruz inşallah ağlayan annelerin son gözyaşı olsun, nevruz inşallah barışın, dayanışmanın bir miladı olsun. Ama bizde geçmiş yıllarda olduğu gibi değil, unutmayın havai fişekleriyle, Molotof kokteylleriyle, sapan taşlarıyla her tarafın yakılıp yıkıldığı bir nevruz değil, aşkın, heyecanın, birbiriyle hakikaten bütünleştiği bir milat olsun. Bunun için tekrar nevruzunuz, nevruzumuz mübarek olsun diyorum. Barış için, kardeşlik için hayırlı olsun diyorum” dedi.

Konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, beraberindekilerle birlikte açılışı gerçekleştirdi.

Daha sonra Denizli Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Garnizon Komutanlığının ardından valiliği ziyaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, 21 Mart Dünya Ormancılık Günü dolayısıyla kentte oluşturulan 10 bin ağaçlık “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Hatıra Ormanı” için valilik bahçesine sembolik fidan dikti ve fidana can suyu verdi.

Yazar Hakkında

Bir Yanıt bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak .